Doğada yürürken çoğumuzun yolunu değiştirmesine sebep olan, değdiği yeri yakan o bitkiyi bilirsiniz: Isırgan Otu. Peki, size bu bitkinin sadece İp yapım ve gıda/çay malzemesi olmadığını, doğru işlendiğinde doğadaki en iyi ateş başlatıcılardan birine dönüştüğünü söylesem?
Genellikle ip yapımıyla bilinen ısırgan otu, doğru teknikle işlendiğinde çelik çakmak kıvılcımını yakalayabilir. İşte bu dönüşümün arkasındaki bilim ve benim uyguladığım yöntem:
İşin Bilimi: Selüloz ve Lignin Savaşı
Isırgan otu sapları, doğadaki en güçlü bast liflerinden bazılarına sahiptir. Ancak bu lifleri ateşe dönüştürmek için bitkinin kimyasını anlamamız gerekir:
Selüloz (Yakıtımız): Liflerin ana maddesidir. Çok kolay tutuşur ve hızla yanar. Bizim ulaşmak istediğimiz hazine budur.
Lignin (Engelimiz): Lignin, selüloz liflerini bir arada tutan, bitkiye sertliğini veren doğal bir “çimento”dur. Lignin zor tutuşur. Eğer lifler sert ve odunsu kalırsa, kıvılcım bu lignin duvarına çarpıp sönecektir.
Başarılı bir ateş için amacımız; mekanik işlemlerle bu lignin yapısını kırıp, yanıcı selülozu açığa çıkarmaktır.
Adım Adım Uygulama
1. Hasat ve Ayrıştırma
Uzun, olgunlaşmış ısırganları koruyucu bir ekipmanla köke yakın kısımdan keserek topluyoruz. Dikkatlice yaprakları saptan ayıklıyoruz. Ardından sapları hafifçe ezerek dıştaki lifli kısmı, içteki odunsu (yüksek ligninli) gövdeden ayırıyoruz.
2. Kurutma
Lifleri havadar bir yerde 1-2 gün iyice kurumaya bırakıyoruz. Nem, ateşin düşmanıdır; hücrelerdeki suyu tamamen buharlaştırmamız şart.
3. Kritik Aşama: Lignini Kırmak (Yumuşatma)
İşin sırrı burada. Kurumuş lifleri avucumuzda dakikalarca, iyice pamuklaşana kadar ovalıyoruz.
Ne yapıyoruz? Lifleri birbirine yapıştıran lignin bağlarını mekanik olarak kırıyoruz.
Sonuç: Sert lifler, yüzey alanı genişlemiş, hava dolu, yumuşacık bir “selüloz yumağına” dönüşüyor. Artık kıvılcım sert bir yüzeye değil, binlerce ince selüloz iplikçiğine temas edecek.
Ateş Anı
Hazırladığım bu yumuşak yumağı çakmak taşımın üzerine koyuyorum. Karbon çeliği taşa vurduğumda çıkan o soluk kıvılcım bile, ligninden arındırılıp yüzeye çıkmış selüloz lifleri tarafından anında yakalanıyor. Üfledikçe büyüyen o kor, el emeğiyle ateş yakmanın verdiği o eşsiz hazzı yaşatıyor.
Bir dahaki sefere ısırgan otuna bakarken acıyı değil, içindeki ateşi görün! Esen kalın!
Toplanan Isırgan OtlarıGövdeden Liflerin Ayrılması
1. BİLGİLENDİRME AMACI VE NİTELİĞİ İşbu blog yazısında (“Kav Mantarı İşleme Rehberi Potasyum Nitrat vs Geleneksel Küllü Su”) yer alan tüm bilgiler, teknik anlatımlar, kimyasal oranlar ve uygulama yöntemleri münhasıran genel kültür, hobi ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. İşbu İçerik, profesyonel bir kimya, hayatta kalma veya iş güvenliği eğitimi niteliğinde olmayıp, uzman tavsiyesi yerine geçmez. Yazar, sağlanan bilgilerin eksiksizliği, güncelliği veya kesin doğruluğu konusunda herhangi bir taahhütte bulunmamaktadır.
2. RİSK KABULÜ VE MÜNHASIR SORUMLULUK İçerikte detaylandırılan yöntemlerin uygulanması, okuyucunun/kullanıcının kendi hür iradesine ve inisiyatifine bırakılmıştır. Potasyum Nitrat (KNO3) ve Potasyum Karbonat (Kül Suyu) gibi kimyasal maddelerin temini, hazırlanması, ısıtılması ve uygulanması süreçleri; yangın, patlama, kimyasal yanık, zehirlenme ve mülkiyet hasarı dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere ciddi riskler barındırmaktadır. Kullanıcı, bu yöntemleri uygulayarak, söz konusu faaliyetlerden doğabilecek tüm maddi, manevi ve bedeni zararların riskini peşinen kabul etmiş sayılır.
3. GÜVENLİK VE TEDBİR YÜKÜMLÜLÜĞÜ Bahsi geçen kimyasal işlemlerin gerçekleştirilmesi sırasında gerekli Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) (koruyucu/yanmaz eldiven, koruyucu gözlük, maske vb.) kullanımı ve çalışma ortamının güvenliğinin sağlanması (havalandırma, yanıcı maddelerden arındırma vb.) tamamen kullanıcının yasal yükümlülüğündedir.
4. SORUMLULUKTAN BAĞIŞIKLIK Yazar ve yayıncı, İçerik’te yer alan bilgilerin yanlış anlaşılması, hatalı uygulanması, dikkatsizlik veya öngörülemeyen kazalar neticesinde üçüncü şahısların veya uygulayıcının uğrayabileceği doğrudan veya dolaylı hiçbir zarar, ziyan veya kayıptan ötürü hukuki veya cezai olarak sorumlu tutulamaz. İşbu metni okuyan her kullanıcı, bu şartları gayrikabili rücu kabul etmiş sayılır.
TEHLİKE VE GÜVENLİK İKAZI
Aşağıda açıklanan prosedürler, Potasyum Nitrat (Oksitleyici) ve Kostik (Aşındırıcı) maddelerin kullanımını içermektedir.
Bu maddeler cilt ve göz ile temasında kalıcı hasarlara; hatalı kullanımda ise kontrolsüz yanma reaksiyonlarına sebebiyet verebilir.
İşlemleri asla kapalı, havalandırması olmayan alanlarda gerçekleştirmeyiniz.
Çözelti hazırlarken metal (özellikle alüminyum) kaplar kullanmayınız; tepkime riski mevcuttur.
Nihai ürün “kendiliğinden yanabilen” sınıfa girmese de, yüksek yanıcılık özelliğine sahiptir. Isı kaynaklarından uzak, nemsiz ortamda muhafaza ediniz.
Çocukların ve evcil hayvanların erişemeyeceği yerlerde uygulayınız.
Kav Mantarı İşleme Rehberi Potasyum Nitrat vs Geleneksel Küllü Su
Ötzi’yi, yani o meşhur Buz Adam’ı bilirsiniz. Alplerde bulunduğunda, binlerce yıldır buzun altında sakladığı bel çantasından modern insanın hayatını kurtaran o şey çıktı:
Kav Mantarı (Fomes fomentarius). Çakmak yok, benzin yok; sadece doğru işlenmiş bir mantar ve bir çakmak taşı.
Ormanda yürürken yaşlı bir kayın, ıhlamur, çınar veya meşe vb. ağaçların gövdesinde at nalına benzeyen o gri mantarı gördüğünüzde, aslında doğanın size sunduğu en eski teknolojilerden birine bakıyorsunuz. Ancak bir sorun var:
Mantarı o haliyle koparıp üzerine kıvılcım çakarsanız, pek bir şey olmaz.
Onu “doğal bir baruta” çevirmek için biraz kimyaya, biraz da kol kuvvetine ihtiyacımız var. Bu yazıda, hem geleneksel Küllü Su yöntemini hem de bazı insanların favorisi Potasyum Nitrat yöntemini (üstelik o meşhur ‘yanlış bilinen’ oranları düzelterek) anlatacağım.
Ancak bu başlıkta benim favorim olan kimyasal yöntem üzerinde daha çok duracağım. Çünkü internette geleneksel yöntem epeyce anlatılmış durumda 🙂
1. Anatomi Dersi: Neyin Peşindeyiz?
Mantarı elinize aldığınızda sert bir odun parçası gibi gelir. Bizim işimiz bütün mantarla değil. Mantarı ortadan ikiye kestiğinizde üç katman görürsünüz:
Dış Kabuk: En üstteki gri, sert tabaka. Tıraşlayıp atın.
Borucuklar: Alt kısımdaki süngerimsi görünen yer. Ateş tutmaz, kesin atın.
Trama: Kullanılacak kısım burası. Kabuk ile borucuklar arasında sıkışmış, süet deriye benzeyen o kahverengi, yumuşak katman. Bize lazım olan sadece bu bölüm.
Bu katmanı bıçağınızla 3 ila 5 milimetre kalınlığında dilimler halinde ve ne kadar uzun parçalar halinde ayırabilirseniz ayırın. Ne kadar geniş yüzey elde ederseniz, işiniz o kadar kolay olur.
2. Kimyasal Hazırlık: Lifleri Ateşe Hazırlamak
Dilimlediğimiz mantarları, en ufak bir kıvılcımı bile yakalayacak hale getirmek için iki yolumuz var. Biri “dede yadigarı”, diğeri “bilimsel yöntem”.
Yöntem A: Geleneksel “Küllü Su” (Doğal ve Sabırlı)
Doğada, elinizde modern kimyasallar yoksa atalarımız ne yapıyorsa onu yaparsınız.
Sert odun küllerini (meşe harikadır) suyla karıştırıp süzdüğünüzde elde ettiğiniz o kaygan su, güçlü bir Potasyum Karbonat kaynağıdır.
İşlem: Mantar dilimlerini bu suda ortalama 30 dk – 1 saat kadar kaynatın.
Sonuç: Bu yöntem mantar liflerini kimyasal olarak parçalar. Kuruyup dövüldüğünde inanılmaz yumuşak, kadife gibi bir doku elde edersiniz.
Sadece ateş yakmak için değil, şapka yapımı veya kanama durdurucu (hemostatik) olarak da bu yöntem kullanılır.
Yöntem B: Potasyum Nitrat (KNO3) (Hızlı ve Keskin)
Eğer amacınız, rüzgarlı bir havada, donmuş parmaklarla çakmak taşını bir kere vurduğunuzda o ateşin yanmasıysa; modern yöntem budur. Ancak internette dolaşan “Bolca koyun, iyi yanar” efsanesine inanmayın.
Altın Oran: %2 – %3 ancak peki ya neden?
Çoğu kaynak %10 ve üzeri oranlar verir. Bu büyük bir hatadır. Çok fazla nitrat, mantarı “gevrek” yapar. Döverken kırılır, toz olur. Daha da kötüsü, bir fitil gibi yanıp saniyeler içinde tükenir.
Bize lazım olan, mantarın için için, uzun süre kor halinde yanmasıdır.
1 litre su kaynatın (sıcak olsun yeter), ardından cam kavanoza dökün.
Mantarlar sünger gibi oldukları için yüzeceklerdir, üzerine bir ağırlık koyup suyun içinde tutun.
24 ila 48 saat bu banyoda bekletin.
3. Kritik Hata: İşlem Sırası
Geldik işin püf noktasına. Çoğu kişi “Önce mantarı döveyim, pamuk gibi olsun, sonra ilaca yatırırım daha iyi emer” diye düşünür. Sakın bunu yapmayın.
Mantar lifleri ıslandığında yapışır. Eğer önce döver sonra ıslatırsanız, kuruduğunda elinizde sert bir mukavva/tahta parçası kalır.
Doğru sıra şudur: Dilimle — Kimyasal Banyo — Kurutma — Dövme.
Mantarı sudan çıkardığınızda sıkmayın, bırakın suyu süzülsün ve kendi halinde kurusun. Kuruduğunda sertleşecek, endişe etmeyin. Son dokunuşu bir sonraki adımda yapacağız.
4. Dövme (Mekanik İşleme)
Elinizde kimyasal emmiş, kurumuş ve sertleşmiş mantar dilimleri var. Şimdi onları “Kav” yapma zamanı.
Düz, pürüzsüz bir zemin bulun. Tahta veya plastik bir tokmakla (metal lifleri kesebilir, tahta daha iyidir) mantar dilimini dövmeye başlayın. Merkezden dışa doğru…
Vurdukça o sert yapının çözüldüğünü, rengin açıldığını ve dokunun kadifemsi bir süet deriye dönüştüğünü göreceksiniz. Elinizle nazikçe çekiştirip lifleri esnetin.
İşte şimdi, o yüzeydeki mikroskobik tüycükler, üzerine düşecek ilk kıvılcımı bekleyen kav haline geldi.
Bu mantardan bir parça koparın, magnezyum çubuğunuzu veya çakmak taşınızı çakın. O minik kor parçasının mantarın üzerinde nasıl yayıldığını, üfledikçe nasıl güçlendiğini izlemek, insanın en keyifli anlarından biridir.
Esen Kalın!
Karşılaştırma: Potasyum Nitrat mı, Küllü Su mu?
Kav mantarını işlerken kullanılan bu iki yöntem, dışarıdan bakıldığında benzer görünse de kimyasal çalışma prensipleri ve elde edilen sonuçlar açısından “gece ile gündüz” kadar farklıdır. İşte farkları:
1. Potasyum Nitrat (KNO3):
Bu yöntem, mantarın fiziksel yapısından ziyade yanıcılığını değiştirmeye odaklanır.
Nasıl Çalışır? Potasyum nitrat güçlü bir oksitleyicidir (oksijen kaynağıdır). Mantar bu çözeltiyi emdiğinde, liflerin içine mikroskobik oksijen depoları yerleştirmiş olursunuz.
Sonuç: Kıvılcım düştüğü anda, mantar havadaki oksijeni beklemeden kendi içindeki oksijeni kullanarak patlayıcı bir hızla tepkimeye girer.
Avantajı: En zorlu hava koşullarında, nemli ortamda veya çok zayıf bir kıvılcımla bile garantili ateş yakar.
Dezavantajı: Mantarı biraz sertleştirir (gevrek yapar). Sadece ateş yakmak için uygundur, başka amaçla (giysi, şapka vb.) kullanılamaz.
2. Küllü Su (Geleneksel Yöntem): “Doğal Yumuşatıcı”
Bu yöntem, mantarın kimyasal yanıcılığından ziyade fiziksel dokusunu değiştirmeye odaklanır.
Nasıl Çalışır? Odun külündeki Potasyum Karbonat (alkali), kaynama sırasında mantarın sert yapısını oluşturan lignin ve selüloz bağlarını kimyasal olarak çözer/gevşetir.
Sonuç: Mantar lifleri birbirinden ayrılarak pamuk veya kadife gibi yumuşacık bir hale gelir. Yanıcılığı, liflerin çok incelmesi ve yüzey alanının artmasıyla sağlanır.
Avantajı: %100 doğaldır. Elde edilen ürün o kadar yumuşaktır ki yapısı deriyi andırır ve şapka yapımında veya (steril edilirse) kan durdurucu olarak kullanılabilir.
Dezavantajı: Hazırlaması zahmetlidir (kül eleme, su hazırlama, kaynatma). Potasyum nitrat kadar “agresif” ve hızlı bir tutuşma sağlamaz.
GÖRSELLER
Dış Kabuk Tıraşlama İşlemi Görüntüsü Borucuklar İle Trama Bölümü Görüntüsü ( Bıçakla Trama Bölümü Gösteriliyor)Dış Kabuk Ve Trama Bölümünün GörüntüsüDilimlenmiş Kav MantarlarıAğaç Üzerinde Görünen İki Adet Kav MantarıAğaçtan Koparılmış Kav Mantarıİçi Gösterilmek İçin Ortadan İkiye Kesilmiş Kav MantarıKav Mantarı AnatomisiTrama Bölümünün Dilimlenmesi AşamasıDilimlenmiş Trama Bölümleri Ve Dış Kabuk Görseli48 Saat Bekletildikten Sonra Süzülen Ve Kurumaya Bırakılan Kav Mantarlarıİşlenmiş Kav Mantarlarının Saklanması ( Muhakkak Hava Almayan Bir Ortamda Muhafaza Edilmelidir )
Doğaya çıktığımızda hepimizin ortak bir derdi var:
Çanta ağırlığı. “Acaba şu büyük baltayı alsam mı?”, “Katlanır testere yeter mi yoksa büyük bir bıçak mı lazım?” derken çanta dolup taşıyor.
Geçenlerde ormanda, bushcraft dünyasının efsane ismi Mors Kochanski’nin o meşhur felsefesini denemeye karar verdim: “Ne kadar çok bilirsen, o kadar az taşırsın.”
Sonuç mu? Yanımda sadece incecik bir testere ağzı (bıçağı) taşıyarak, ormandaki malzemelerle büyük kütükleri rahatça kesen o meşhur testeresini (H-Çerçeveli Testere) yaptım.
Sayfa sonunda göreceğiniz fotoğraftardaki bu basit alet, bir baltayla yarım saatte harcayacağınız enerjiyi 5 dakikaya indiriyor.
Gelin, bu işin mantığını ve nasıl yapıldığını adım adım anlatayım.
Neden Bu Testere? Bu tarz testereler yeni icat değil ama onları modern günümüz dünyasına kazıyan kişi kesinlikle Mors Kochanski’dir. Onun felsefesine göre yapılan iş basit ve etkili olmalıdır. Çerçeveli testere de bu felsefeye uyar ve basit bir kaldıraç mantığıyla çalışır.
Siz üstteki ipi sıktıkça, alttaki kollar dışa açılır ve testere bıçağını taş gibi gerer. İyi kurulmuş bir testere ile devrilmiş bir ağacı bile rahatlıkla işleyebilirsiniz. Üstelik yanınızda büyük ve ağır ekipman taşımanıza gerek kalmadan.
Bize Neler Lazım? Çantanızdan çıkarmanız gereken sadece iki, bilemediniz üç şey var:
Testere Ağzı: Herhangi bir nalburdan alacağınız 50-60 cm’lik bir kolaster testere ağzı. (İki ucunda delik olması şart).
İp: Sağlam bir paracord, iskota veya başka sağlam bir ip
Halkalar veya Çiviler: Testere bıçağını tutturmak için iki adet anahtarlık halkası veya sağlam çivi.
Geri kalan her şeyi orman bize verecek. (Bıçak, multitool veya balta zaten yanınızda mevcuttur diye listeye eklemiyorum 🙂 )
Adım Adım Yapım Aşaması Bu testereyi yapmak, biraz el becerisiyle yaklaşık 30-40 dakikanızı alır.
1. Dikey Kollar (Tutma Sapları)
Önce elinize rahat oturacak kalınlıkta, sağlam (tercihen kuru) bir daldan iki parça kesin. (40-50 cm)
İki dikey parçayı yan yana koyun. Eğer hafif eğrilik varsa, iç bükey (çukur) kısımları birbirine bakacak şekilde hizalayın.
Bu iki parçanın alt kısımlarına bıçağınızın gireceği kadar bir kanal (yarık) açın, ancak yarığın çok derin olmamasına dikkat edin
2. Pim Yuvası
Yarığın olduğu bölgeye, testereyi tutacak civatanın/çivinin oturması için sığ bir “V” çentiği açın.
Yarığın tam zıt köşesine gergi iplerinin gireceği altlı üstlü pim yuvası açın bu yuvalar gerilen iplerin yerinden çıkmaması için yardımcı olacak. (90 derece köşenin hemen üstüne ve en üst kısımlardan birine yuva açılacak)
3. 90 Derece Köşe
Dikey parçaların içe bakan yüzeylerinde, testere ağzının birkaç santim üzerinden başlayıp parçanın yarısına kadar devam eden 90 derecelik keskin bir köşe yontun. Bu köşe, yatay parçanın oturacağı düzlemi oluşturacaktır.
4. Yatay Parça (Omurga) İşin sırrı burada. “H” harfinin ortasındaki o yatay çizgi var ya, işte o parça sistemin çökmesini engeller.
Dikey kolların tam ortasına gelecek şekilde bir dal daha kesin. (Tercihen testere bıçağı uzunluğunda +2/4cm)
Bu parçanın uçlarını hafifçe sivriltin (kalem açar gibi değil, düz tornavida ucu gibi).
Dikey kollarda da bu uçların oturacağı hafif oyuklar açın. Böylece testereyi gerdiğinizde parça kayıp fırlamaz.
5. Bıçağı Takın
Pimleri veya anahtarlık halkalarını deliklerden geçirin.
Hazırladığınız dikey kolların altındaki yarıklara testere bıçağını yerleştirin.
Şu an her şey sallanıyor, merak etmeyin, birazdan toparlayacağız.
6. İp Gergisi Şimdi fiziği konuşturma zamanı.
İskeletin en tepesine, yani bıçağın tam zıt tarafına açtığınız çentiklere iplerinizi geçirin. (İpleri birbiri içinden değil birbirinden bağımsız geçirin)
Ormandan bulduğunuz kısa ve sağlam bir çubuğu (biz buna burgu çubuğu diyoruz) iplerin arasına sokun ve çevirmeye başlayın! Siz çevirdikçe ipler kısalacak, üst kollar birbirine yaklaşacak.
Kaldıraç etkisiyle alt taraftaki kollar dışa doğru itilecek ve testere bıçağınız gerilmeye başlayacak.
Bıçağa parmağınızla vurduğunuzda o “tınnn” sesini duyuyorsanız, ve testereyi elinizle ileri geri hareket ettiremiyorsanız tebrikler! Artık elinizde bir kesim aleti var. Burgu çubuklarını zıt iplere yaslayarak sabitleyin, işlem tamam.
Küçük Ama Önemli İpuçları
Ağaç Seçimi: Mümkünse kuru ve sert ağaç dalları kullanın Yaş dallar esnektir; siz ipi gerdikçe dalın kendisi bükülebilir, bıçak yeterince gerilmeyebilir.
Güvenlik: İşiniz bittiğinde veya mola verdiğinizde burguyu gevşetin. Ahşap sürekli gergin kalırsa zamanla deforme olabilir, bir dahaki sefere kırılabilir.
Taşıma: Ben genelde testere bıçağını tenceremin etrafına sararak veya kemerimin içine (korumayla tabii ki!) koyarak taşıyorum. Yer kaplamıyor, ağırlık yapmıyor.
Doğada kendi aletini yapmanın verdiği haz ve tecrübe kesinlikle çoğu şey de bulunmuyor, bu yüzden muhakkak yeni şeyler deneyimleyin ve esen kalın 🙂 !
GÖRSELLER
Araç arkasında bulunan süpürge sopasından ve ormandan yararlanarak yapılan çerçeveli testere çalışmamBaşka bir açıdan görünümüYatay parça ile 90 derecelik köşenin birbirine uyumu (önemli)Tüm işlemler sonucunda oluşan, iyi iş çıkarıldığını gösteren düz hat.Daha önce tamamen ormandan yararlanılarak yapılmış çerçeveli testere çalışmam.
Doğada vakit geçirmeyi seven herkesin veya benim gibi çoğu şeye meraklı kişilerin aklının bir köşesinde “Acaba elimdeki imkanlarla ip yapabilir miyim?” sorusu vardır. Benim de çevremde o sivri uçlu, sert yapraklı bitkiye, yani Yucca filamentosa’ya (Nam-ı diğer Avize Çiçeği) bakarken aklıma gelen tam olarak buydu.
Sadece süs bitkisi sandığımız bu yeşil dostumuzun, aslında binlerce yıldır kullanılan, inanılmaz derecede güçlü bir ip kaynağı olduğunu keşfettiğimde denemekten kendimi alamadım.
Bugün size, ellerimle (ve biraz da sabrımla) bu sert yaprakları nasıl sağlam bir ipe dönüştürdüğümü, sürecin zorluklarını ve o tatmin edici sonucu anlatacağım.
Neden Avize Çiçeği (Yucca Filamentosa)
Öncelikle neden bu bitki? Çünkü avize çiçeği yapraklarının içinde, yaprağın boyu boyunca uzanan çok güçlü lifler barındırır. Bu lifler kuruduğunda bile esnekliğini ve mukavemetini korur. Ülkemize ait bir tür olmasa da uzun süredir ev, park, bahçelerde sık karşılaştığımız bu bitki bitkilerin tam anlamıyla çok amaçlı çakısı gibi 🙂 özellikle yurt dışındaki eski yerlilerin bu bitkiden sandalet, sepet ve hatta ağ yaptıklarını öğrendiğimde saygım bir kat daha arttı.
Adım Adım Yapım Aşaması
1. Hasat: İlk Adım ve Dikkat Edilmesi Gerekenler Sürece en alttaki, artık yere yaklaşmış ama hala yeşil olan yaprakları keserek başladım. Burada küçük bir uyarı: Avize çiçeği yapraklarının uçları iğne gibidir. Yapraklara yaklaşırken dikkatli olmakta fayda var.
Yaprağı gövdeye yakın bir yerden kestim. Elime aldığımda hissettiğim o sert ve etli doku, içindeki hazinenin habercisi gibiydi. Çok fazla yaprağa ihtiyacınız yok, deneme amaçlı biraz yaprak kesebilirsiniz
2. Lifleri Ortaya Çıkarma (Sıyırma İşlemi) İşin en “emek isteyen” kısmı burası. Yaprağın içindeki liflere ulaşmak için üzerindeki yeşil, etli dokuyu sıyırmanız gerekiyor. Ben bunun için düz bir zemin ve bir kaşık kullandım. (Bıçak, deniz kabuğu gibi şeyler de kullanılabilir) Yaprağı zemine yatırıp, kaşıkla üzerine bastırarak ileri veya geriye doğru kazıdım
* İpucu: Yaprak taze ise yeşil kısım jöle gibi sıyrılıyor. Eğer kurumuş bir yaprak bulduysanız, onu bir gece suda bekletmek işinizi çok kolaylaştırır. Kazıdıkça o koyu yeşil tabaka gidiyor ve altından pırıl pırıl, krem rengi/beyaz lifler çıkmaya başlıyor. Tüm yeşil doku gidene kadar kazımaya devam ettim ve sonunda elimde bir tutam “saç” gibi görünen lifler kalacaktır.
3. Yıkama ve Kurutma Lifleri yeşil kalıntılardan tamamen arındırmak için suda güzelce yıkadım. Bu aşamada liflerin birbirine karışmamasına özen göstermek lazım. Yıkadıktan sonra balkonda kurumaya bıraktım. Kuruduklarında biraz daha sertleştiklerini ama hala bükülebilir olduklarını fark edeceksiniz.
4. Lifleri Yumuşatma: İpleri sabaha kadar kurumaya bıraktım. (Çevreye göre değişebilir, kuruyana kadar bekleyin). Kuruyan lifleri elimde yuvarlayarak, ovalayarak liflerine ayırarak ve keskin kenarlı bir masaya sürterek yumuşatma işlemi gerçekleştirdim.
5. İpe Dönüştürme: “Ters Büküm” Tekniği Lifler hazır, peki ya ip? Lifleri olduğu gibi kullanabilirsiniz ama onları bükerek birleştirmek mukavemeti katbekat artırıyor. Ben en klasik yöntem olan “Ters Büküm” tekniğini kullandım. Mantığı aslında basit ama eliniz alışana kadar biraz garip gelebilir.
* Bir tutam lif alın ve ortadan ikiye bükün. (Sağ elinizle dışa sol elinizle içe doğru çevirin)
* İki “bacak” oluşacak. İpin açık kısımları sol elimize, oluşacak ip kısmı sağ elimizde kalacak şekilde tutuyoruz.
* Üstteki bacağı parmaklarınızla kendinize doğru (kendi ekseni etrafında) çeviriyoruz.
* Sonra bu bükülmüş parçayı, alttaki parçanın üzerinden alta doğru atın. (Tutup çevirin)
* Sürekli “kendine bük, aşağı at” yaparak ilerleyin.
Bu zıt yönlü kuvvetler, ipin açılmasını engelliyor ve kilitliyor. İlk birkaç santimetreden sonra eliniz otomatiğe bağlıyor ve bu süreç daha kolay bir hale geliyor. Sonuç: Beklediğimden Çok Daha Sağlam Yaklaşık 30 dk – 1 saatlik bir uğraşın sonunda elimde, mağazadan aldığım jüt iplere taş çıkartacak sağlamlıkta bir ip vardı. Çektiğimde koparmam imkansızdı.
6. İp Ekleme: İp uzunluğu istediğimiz uzunlukta olmayınca ip ekleme yöntemi kullanmamız gerekir. Bunun için
* Uzatılmak istenen ipin kalınlığına uygun miktarda bir lif demeti alın ve eklenecek ip demetinin üzerine koyun. (İpin ucunu 1 cm civarı uzun bırakın)
* Yine ters büküm tekniği uygulayarak ip oluşturmaya devam edin.
* İp bir tur çevrilince dışarıda kalan ucu çevirdiğimiz köşeye doğru indirip ters büküm tekniği ile ip oluşturmaya devam edin.
Böylelikle birbirinden ayrılmayan ve sağlam bir ekleme yapmış oluruz.
İp örme tekniklerini başlangıç aşamasında evinizdeki jüt ip, herhangi bir lifli malzeme veya başka ipler kullanarak pratik yapın. Daha sonra doğal ve kendi yaptığınız liflerle ileri düzey deneyimleyin. Böylelikle hem tekniğinizi geliştirecek hem de zor anlarda çok işinize yarayan beceri kazanmış olacaksınız.
GÖRSELLER
Lifleri ayrıştırılmaya başlanmış avize çiçeği yaprağıAyrıştırılan lifler yıkama işleminden sonra kurutmaya bırakıldıKurutulan liflere yumuşatma işlemi yapıldı ve örmeye uygun kıvama getirildiYumuşatılan lifler örme işlemi için istenen kalınlığa göre uygun miktarlarda parçalara ayrıştırıldı.Örme işlemi gerçekleştirilen aşamaÖrme işlemi tamamlanınca oluşan ip
El matkabı, ilkel ateş yakma tekniklerinden biridir ve tarihte birçok avcı-toplayıcı topluluk tarafından kullanılmıştır. Kökeni, insanlığın ateşi kontrollü bir şekilde üretmeye başladığı en eski dönemlere dayanır. Arkeolojik bulgular, bu yöntemin özellikle Amerika yerlileri, Afrika kabileleri, Aborjinler ve Polinezya halkları tarafından kullanıldığını göstermektedir. Şimdi, el matkabı tekniğiyle ateş yakma sürecini aşama aşama açıklayalım:
El Matkabı ile Ateş Yakma Aşamaları
1. Malzemelerin Hazırlanması
Matkap Çubuğu: Sert ama çok yoğun olmayan, kolayca aşınabilen bir ahşap çubuk (örneğin şifa otu, deve dikeni, deve dikeni, yucca (avize çiçeği) veya sığır kuyruğu).
Ocak Tahtası: Üzerinde sürtünmenin oluşacağı düz bir ahşap parçası (yumuşak ağaçlar tercih edilir, (örneğin söğüt, kavak, ıhlamur veya sedir.)
Kav (Tutuşturucu Malzeme): Kuru otlar, yumuşak ağaç kabukları veya kav mantarı gibi kolay tutuşabilen malzemeler.
Destek ve Koruyucu Malzemeler: Altına közün düşeceği bir yaprak, karton parçası ya da ağaç kabuğu.
2. Ocak Tahtasının Hazırlanması
Ocak tahtasının uygun bir yerinex, matkap çubuğunun döneceği küçük bir çukur açılır.
Çukurun kenarından dışarı doğru ters V şekilli bir kanal oyulur. Bu kanal, çıkan közlerin birikmesini sağlar.
3. Matkap Çubuğunun Konumlandırılması
Çubuğun ucu çukurun içine yerleştirilir.
Eller çubuğun iki yanına yerleştirilerek aşağı doğru baskı uygulanır.
4. Döndürme Hareketi (Sürtünme ile Isı Üretme)
Eller çubuğun iki yanında yukarıdan aşağıya doğru hareket ettirilerek döndürülür.
Çubuk aşağı bastırılarak döndürülmeye devam edilir.
Döndürme işlemi devam ettikçe, tahta üzerinde ısı artar ve ince kömürleşmiş tozlar oluşur.
5. Közün Oluşturulması
Yeterli ısı sağlandığında, ocak tahtasının kanal kısmında küçük bir köz oluşur.
Oluşan köz dikkatlice kav malzemesine aktarılır.
6. Ateşin Alevlendirilmesi
Kav malzemesi közle birlikte elde tutulur ve hafifçe sallanarak hava ile teması artırılır.
Üfleyerek közün alev alması sağlanır.
Alev oluştuğunda kuru çalılar ve küçük dallarla ateş büyütülür.
Bu yöntem, doğru malzeme seçimi ve teknikle uygulandığında oldukça etkili olabilir. Ancak sabır, pratik ve doğru nem oranında malzeme seçimi gerektirir. El matkabı yöntemi, doğada ateş yakmanın en temel ve doğal yollarından biridir.
Dipnot: Bu yazı zamanla uygun kombinasyonlar için düzenlenebilir veya ayrı bir başlıkta yayınlanabilir. Takipte ve esen kalın!
Uzun süre önce başladığım ve nihayete erdirdiğim projemi sizlerle paylaşma heyecanı içindeyim. Bugün sizlerle iki çeşit gergi aparatı ve sapan yapımı üzerinde duracağız.
Hadi başlayalım!
Büyük Gergi Aparatı
Öncelikle ağır yük ve hamak gergi aparatı diyebileceğim loop alien benzeri kendi üretimim aparatla başlıyoruz. Bunu yaparken aslında teknolojiden yararlanmak en doğrusu ancak prototip olarak üretmek istersek bence el aletleri de yapılabilir diye düşünüyorum. Ben burada çizim programı ve CNC kullandım (ilgili dosya yazı sonunda paylaşılacaktır.)
Öncelikle aparatın çizim tasarımı ile başladım, çizim programı biraz tarihi eser olduğu için bu kadar çizmeye müsade etti (ileride solid çizimi de yapılacaktır ve daha da geliştirilecektir.)Çizim işleminden sonra CNC ye kesime yolluyoruz. Kesim işleminden sonra ürünün kenarlarında çapaklar kalabiliyor. Onları eğe, zımpara veya herhangi bir aletle temizliyoruz.Kesim çapağı alınmış hali Çapak temizlendikten sonra bir raspa veya maket bıçağı yardımı ile kenar keskinlikleri gideriliyor. Aksi halde ipimizi ve elimizi kesebilir. Delikleri de yine raspa veya havşa yardımı ile yumuşatıyoruz.Kenarları Raspalanıp, Delikleri Havşalandıktan Sonra Boyanmış Gergi Aparatı. Kullanıma Hazır.
Sapan Yapımı
Büyük Gergi Aparatımız İle Aynı Proses’i Uyguluyoruz, Önce Çizim Yapıyoruz Ardından Kesime Yolluyoruz.CNC de kesim yapılıyor.Sapan Ve Gergi Aparatı Kesimden Çıkmış Görüntüsü.Sapan Ve Gergi Aparatı Bitmiş Görüntüsü. (Çapakları temizlenmiş + Havşa Yapılmış)Toz boya ile boyanmış ve son haline hazır.Lastik Takıldı Ve İp İle Tutma Yeri Hazırlandı. Kullanıma Hazır.
Küçük Gergi Aparatı
Küçük gergi aparatımız CNC ile yapılmıyor. (İstenirse yapılabilir.) El ile yaptığım aparatımın kullanım alanı daha çok çadır, tarp (branda) gerdirmeye uygun. Ağır yükler için tercih edilmemeli. Kullanıma hazır ürün görseli ve yapım aşaması videosu aşağıdadır
Boyanmış Kullanıma Hazır Küçük Gergi Aparatları
Yapım Aşaması Videosu.
Gergi Aparatları Kullanımı
Büyük Ve Küçük Gergi Aparatlarının Nasıl Kullanıldığını Anlatan Videomuz.
1. Mors Kochanski ve Süper Barınak Modeli’ne Giriş
Mors Kochanski, vahşi doğada hayatta kalma konusunda derin bir bilgi birikimine ve etkileyici deneyime sahip, tanınmış Kanadalı hayatta kalma eğitmeniydi. Özellikle boreal ormanları ekosistemindeki uzmanlığı sayesinde, bu zorlu ortamda hayatta kalma tekniklerini ömrü boyunca test etmiş ve geliştirmiştir.
Kochanski’nin felsefesi, pratik ve uygulanabilir bilgiye dayanıyordu; sıkça dile getirdiği gibi, “Bilgi ağırlık taşımaz.”
Hayatta kalmanın temel unsurları olarak uyku, sıcaklık, hidrasyon ve kurtarma sinyalleri göndermeyi önceliklendirmiştir.
Kochanski’nin orjinal bir tasarımı olan Süper Barınak modeli, soğuk iklimlerde, özellikle boreal ormanlarının zorlu koşullarında hafif, kuru ve sıcak bir barınak sağlama amacıyla ortaya çıkmıştır. Bu modelin geliştirilmesinde, Inuit halkının iglo yapılarından ve seraların ısıyı içeride tutma prensibinden ilham alınmıştır.
Süper Barınak, acil durumlar ve bushcraft aktiviteleri için pratik ve etkili bir çözüm sunmayı amaçlamaktadır. Geleneksel barınak tasarımlarına kıyasla yenilikçi yaklaşım sergileyerek, modern malzemeleri ve fiziksel prensipleri bir araya getirir.
2. Süper Barınağın Temel İlkeleri ve Amacı
Süper Barınak modelinin temelinde, termal radyasyon, yansıtma ve kırılma gibi fiziksel prensipler yatar. Barınak, ateşten yayılan ısı enerjisinin, eğer varsa bir ateş duvarından ve özellikle bir Mylar battaniyeden yansıtılması prensibiyle çalışır. Ayrıca, şeffaf plastik örtüden geçen ısının kırılması da barınağın ısınmasına katkıda bulunur. (Burada kastedilen şey, güneş veya ateşin özellikle de kızılötesi ışınların (ısı taşıyan kısmı) şeffaf plastikten içeri girip barınağın içindeki yüzeyler tarafından emilmesi ve bu enerjinin ısıya dönüşmesidir.)
Bu tasarım, soğuk ve nemli ortamlarda hayatta kalmayı kolaylaştırmak ve aynı zamanda ekipmanların kurutulabileceği sıcak bir ortam sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
Modelin amacı, daha karmaşık ve zaman alıcı barınakların sunduğu konforu, daha az çaba ve daha hafif malzemelerle sunmaktır. Süper Barınak, ısı kaybını en aza indirerek (buharlaşma, radyasyon, iletim ve konveksiyon yoluyla) sıcak bir “izole edilmiş hava boşluğu” yaratır.
Geleneksel yalıtım temelli barınakların aksine, Süper Barınak öncelikle radyasyon yoluyla ısıtma prensibini benimser. Önü açık barınaklara kıyasla duman ve rüzgar koruması gibi avantajlar sunarken, optimum sıcaklık için bir ısı kaynağına (ateş) bağımlıdır. Bazı kaynaklar, bu barınağın sıfırın altındaki sıcaklıklarda uyku tulumu olmadan bile kullanılabileceğini belirtmektedir.
3. Süper Barınağın Ana Bileşenleri ve Özellikleri
Mors Kochanski’nin Süper Barınak modeli, birkaç temel bileşenden oluşur ve her birinin belirli bir işlevi vardır:
Yükseltilmiş Yatak: Bu bileşen, soğuk zeminden kaynaklanan ısı kaybını (iletim) önlemek için kritik öneme sahiptir. Genellikle kütükler ve dallar kullanılarak inşa edilir. Yatak, uyuyanı yerden yukarıda tutarak yerden gelen soğuğun azaltılmasını/kesilmesini sağlar. Ayrıca yatak altına ısıtılmış taşlar koyarak ekstra ısı kaynağı oluşturulmasına da yardımcı olabilir. İdeal olarak, yatağın yüksekliği yaklaşık bir sandalye yüksekliğinde olmalıdır.
Yansıtıcı Katman (Mylar Battaniye/Örtü): Barınağın iç yüzeyine yerleştirilen bu katman, vücuttan ve ateşten yayılan ısıyı tekrar içeriye yansıtarak sıcaklığı önemli ölçüde artırır. Mylar, metalize edilmiş BoPET (Biyaksiyel Yönlendirilmiş Polietilen Tereftalat) malzemeden yapılmıştır. Etkinliğini korumak için, Mylar battaniyenin doğrudan vücuda temas etmemesi önemlidir, aksi takdirde nem nedeniyle performansı düşebilir.
Şeffaf Plastik Örtü: Bu katman, ateşten (ve güneşten) gelen radyant ısının içeriye geçmesine izin vererek bir sera etkisi yaratır ve böylece ısının barınak içinde hapsolmasına yardımcı olur. Aynı zamanda duman, kıvılcım ve rüzgarın içeri girmesini engeller. Genellikle 2 mil (50 mikron) kalınlığında bir şeffaf plastik branda veya şeffaf boya örtüsü (hışır örtü) kullanılır.
Dış Katman (Tarp veya Panço): Bu katman, rüzgar ve yağmurdan ek koruma sağlar. Ayrıca, katmanlar arasında bir hava boşluğu oluşturarak yalıtımı arttırır. Panço tarp olarak da kullanılabilir. Bazı tasarımlarda, nem yönetimi için paraşüt kumaşı veya kaplanmamış naylon gibi nefes alabilen bir dış katman kullanılır.
Ateş: Barınağın önünde, plastik örtünün erimesini önleyecek güvenli bir mesafede (yaklaşık bir büyük adım veya ortalama 90 cm) konumlandırılır. Radyant ısı kaynağı olarak işlev görür. Genellikle uzun kütük ateşleri (barınak boyunda) önerilir.
4. Detaylı Yapım Aşamaları
Süper Barınağın yapımı için öncelikle gerekli malzemelerin listesi çıkarılmalıdır. Yapım alanının belirlenip temizlenmesinin ardından, barınağın iskeleti kurulur.
İlk adım, yükseltilmiş bir yatak inşa etmektir. Bu, kütükler ve dallar kullanılarak zeminden yukarıda, rahat bir uyku alanı sağlayacak şekilde yapılır. Yatağın yüzeyi, konfor için düzeltilir ve uzun sırıklar ile çam dalları gibi yumuşak dallar kullanılarak “yaylı” bir yapı oluşturulabilir. (Varsa yanınızda R5 ve üstü bir mat veya kampet de kullanılabilir.)
Ardından, basit bir çatı iskeleti oluşturulur. Genellikle esnek dallar (örneğin fındık dalları) toprağa saplanır ve yukarıda birbirine bağlanarak kemer şeklinde bir yapı oluşturulur. Bu bağlantılar genellikle sıkıştırma düğümü (jam knot) ile yapılır. İkinci bir kemer daha alçakta ve çapraz destekler eklenerek iskelet tamamlanır.
İskelet hazır olduğunda, katmanlar yerleştirilir. İlk olarak Mylar battaniye iskeletin üzerine serilir. Bu aşamada, battaniyenin doğrudan vücuda temas etmemesine özen gösterilmelidir. Mylar’ın üzerine tarp veya panço serilir ve son olarak şeffaf plastik örtü en üste yerleştirilerek sabitlenir. (Veya tam tersi, önce şeffaf plastik örtü ardından tarp veya panço. Mors Kochanski genelde böyle tercih ediyor.)
Süper Barınağın bir diğer yaygın varyasyonu ise yanaşık (lean-to) tarzıdır. Bu yöntemde, iki ağaç arasına bir gergi ipi (ridgeline) çekilir ve tarp veya panço bu ipe yanaşık şekilde sabitlenir. Mylar battaniye, tarpın altına asılarak bir hava boşluğu oluşturulur. Zemine çevremizden bulduğumuz malzemelerden bir yatak yapılır veya bir mat/kampet kullanılır. Şeffaf plastik örtü ile ön taraf kapatılırken, havalandırma için boşluklar bırakılır. Son olarak, barınağın önünde, güvenli bir mesafede uzun bir ateş yakılır.
5. Süper Barınak Nasıl Çalışır? Isının Arkasındaki Bilim
Süper Barınak, izole edilmiş hava boşluğu oluşturarak çalışır. Ateşten yayılan radyant ısı, şeffaf plastik örtüden içeri geçer. İçerideki Mylar battaniye bu ısıyı tekrar barınağın içine yansıtır. Şeffaf plastik, kısa dalga boylu termal enerjiyi içeri alıp uzun dalga boylu ısıyı hapsederek bir sera etkisi yaratır.
Katmanlar arasında hapsolan hava, konveksiyon yoluyla bir yalıtım tabakası oluşturur. Yükseltilmiş yatak, iletim yoluyla ısı kaybını önler. Yansıtıcı tavan (Mylar), ısı ışınlarını aşağı doğru yansıtarak barınağın her yerinin ısınmasına yardımcı olur.
Ateş olmasa bile, vücut ısısı bir miktar barınağı ısıtabilir. Süper Barınak, radyasyon, yansıtma, kırılma, konveksiyon ve iletim gibi ısı transferi prensiplerini bir araya getirerek ısı kazanımını en üst düzeye çıkarır ve ısı kaybını en aza indirir. Şeffaf plastiğin kısa dalga boylu radyasyonu içeri geçirip uzun dalga boylu radyasyonu hapsetme özelliği, sera etkisinin temelini oluşturur. Ateşin doğru konumlandırılması ve boyutu da barınağın performansı ve güvenliği için kritik öneme sahiptir.
6. Süper Barınağın Avantajları
Süper Barınak modelinin birçok avantajı bulunmaktadır.
Hafif ve taşınabilir bir tasarıma sahiptir. Küçük paket boyutu sayesinde kolayca taşınabilir ve bir sırt çantasına veya araca sığabilir.
Soğuk hava koşullarında etkili bir ısı tutma ve sıcaklık sağlama yeteneğine sahiptir. -29°C (-21°F) gibi düşük sıcaklıklarda bile koruma sağlayabilir.
Rüzgar, yağmur ve kar gibi elementlere karşı iyi bir koruma sağlar ve su geçirmez olabilir.
Kolayca bulunabilen malzemelerle nispeten hızlı ve ucuz bir şekilde inşa edilebilir.
Önü açık barınaklara kıyasla iç mekanda duman birikimini azaltır.
Bazı durumlarda, sıfırın altındaki sıcaklıklarda uyku tulumu olmadan bile kullanılabilir.
Bileşenlerinin çok amaçlı kullanılabilmesi de bir avantajdır.
Kapalı yapısı sayesinde kullanıcıya bir güvenlik hissi verir.
Uyku kalitesini artırarak hayatta kalma şansını yükseltir.
7. Sınırlamalar ve Dezavantajları
Süper Barınak modelinin bazı sınırlamaları ve dezavantajları da bulunmaktadır.
Optimum sıcaklık için bir ısı kaynağına (ateş) bağımlıdır.
Ateş söndüğünde barınak hızla soğuyabilir.
Ateş için sürekli olarak yakacak odun toplamak gerekebilir, bu da zaman alıcı ve yorucu olabilir.
Mylar malzemenin nem bariyeri özelliği nedeniyle iç mekanda yoğuşma oluşma potansiyeli vardır.Bu sorunu azaltmak için yeterli havalandırma sağlanması önemlidir.
Mylar malzeme kolayca yırtılabilir.
Çok rüzgarlı havalarda barınağın stabilitesi azalabilir.
Ateşin çok yakın olması durumunda plastik örtüde erime veya yanma riski bulunur.
Kar yağışı durumunda havalandırma boşluklarının tıkanması ve özellikle içeride ateş yakılıyorsa karbon monoksit (CO) zehirlenmesi riski ortaya çıkabilir.
Mylar battaniyenin vücuda temas etmesi durumunda ısı yansıtma özelliği azalır.
Ilık ve nemli iklimlerde ise barınak içinde aşırı ısınma yaşanabilir.
8. Sonuç
Mors Kochanski’nin Süper Barınak modeli, özgün ve etkili bir barınak tasarımıdır. Geleneksel barınaklara göre önemli bir gelişme sunar. Termal radyasyon prensiplerini kullanarak hafif bir tasarımda maksimum sıcaklık ve kuruluk sağlamayı amaçlar.
Soğuk hava koşullarında hayatta kalmak için hayati bir araç olabilir. Kochanski’nin çalışmaları, vahşi doğada yaşam becerileri alanında önemli bir etki yaratmıştır.
Bu modelin etkinliği, doğru yapım ve kullanıma bağlıdır. Ateşin yönetimi ve havalandırma gibi unsurlara dikkat etmek önemlidir.
Süper Barınak’ın potansiyelini tam olarak anlamak için Kochanski’nin orjinal kaynaklarına başvurmak ve barınağı kurma ve kullanma konusunda pratik yapmak faydalı olacaktır. Farklı iklim ve koşullara göre uyarlama potansiyeli de göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç olarak, Mors Kochanski’nin Süper Barınak modeli, soğuk ortamlarda hayatta kalma becerilerini geliştirmek isteyen herkes için değerli bir bilgi kaynağı ve pratik bir araçtır.
GÖRSELLER
1. Görselimiz İki Kişilik Süper Barınak. (Kampet kullanıldığı için yatak yapılmadı)
Çerçeve yapımı ve mylar örtü serimiKampetlerin ve tarpın yerleştirmesi. (Önce kampetleri yerleştirip barınağı ona göre yapmanız daha doğru olur. Burada tavan yüksek kaldı ama iki kişi olduğumuz için hareket alanımız da genişlemiş oldu ve olası yoğuşmanın da önlenmesine yardımcı oldu. Kendi konforunuza göre belirlersiniz.)Son aşama naylon (polietilen) branda serimi ile bitiriyoruz. (Barınak önünde sabaha kadar yanmış odunlar görünüyor)Çuval taburelerle birlikte barınak görüntüsü (çuval tabureler de başka bir yazının konusu olsun)
2. Görselimiz Tek Kişilik Süper Barınak
Burada yine yatak yapmak yerine kampet kullandım, ancak 1. Görsellerden farklı olarak önce kampeti sonra barınak iskeletini kurdum. Çatıyı daha yakın tuttuğum için ısıdan daha çok faydalandım. Ardından mylar örtüyü serdim ve üzerine tarpı serdim. (Bu aşamaları ayrı ayrı fotoğraflama gereği duymadım. Alttan çektim. Aynı aşamanın üstten görüntüsüSon aşamamız yine branda oluyor. Giriş çıkış kolay olsun diye fazlalık brandayı bir dal parçasına sararsak daha rahat ederiz ve ön yüzey daha düz olur. Bir büyük adım önünde büyükçe (çadır uzunluğunda olması tercih sebebidir) ateş yakıyoruz.Barınağın içinden sıcaklık ölçümü. Dışarısı 5-8 derece arasında iken çadır içi sıcaklık neredeyse 50 dereceyi buluyordu. Yoğuşmayı önlemek ve aşırı ısınmamamak için barınağı iyice havalandırmak zorunda kaldım.
Bu Kampın Videosu
3. Görselimiz Yine Tek Kişilik Düzgün Kurulmuş Süper Barınak
Toplu bir kamp etkinliğinde denenmişti.
4. Görselimiz Yanaşık Düzen Süper Barınak
Gecenin bir yarısı gittiğimiz kampta fazla uğraşmamak adına yanaşık tarz süper barınak modelini denemiştik.
NOT
Bu yazı süper barınak deneyimleri yapıldıkça güncellenecektir. Henüz tam bitmiş bir yazı değildir. Özellikle hatalarım ve eksiklerim olabileceğini kabullenerek ilerleyen deneyimlerimi çok daha iyi şekilde aktarmayı planlıyorum. Esen kalın!
Bambu Ateş Testeresi Yöntemi Nedir? Kökeni Hakkında Bilgiler
Bambu ateş testeresi yöntemi, geleneksel bir sürtünme temelli ateş yakma tekniğidir. Özellikle bambunun bol bulunduğu Güneydoğu Asya bölgelerinde kullanılır. Bu yöntemde iki bambu parçası birbirine sürtülerek ısı üretilir ve bu ısıyla kıvılcım oluşturulur. Kıvılcım(köz), kav ile temas ettirilerek ateş yakılır.
Bambu Ateş Testeresi Yönteminin Kökeni
Bambu ateş testeresi yöntemi, özellikle Güneydoğu Asya ve Pasifik Adaları’nda yaşayan yerli halklar tarafından geliştirilen geleneksel bir ateş yakma tekniğidir. Kökeni, bölgenin doğal kaynaklarına ve iklimine uyum sağlayan yerli kültürlerin pratik ihtiyaçlarına dayanır. İşte detaylar:
1. Coğrafi ve Kültürel Köken
– Güneydoğu Asya: – Endonezya, Filipinler, Malezya ve Tayland gibi ülkelerde, bambu bitkisinin bol bulunması ve dayanıklı yapısı, bu yöntemin ortaya çıkmasında kritik rol oynamıştır.
– Özellikle Dayak kabileleri (Borneo), Ifugao halkı (Filipinler) ve Papua Yeni Gine yerlileri gibi topluluklar tarafından nesiller boyu kullanılmıştır.
– Pasifik Adaları: – Hawaii ve Polinezya kültürlerinde de benzer tekniklerin izleri görülür. Örneğin, Hawaiililerin “ahi” (ateş) yakma ritüellerinde bambu ve diğer lifli bitkiler kullanılırdı.
2. Tarihsel Arka Plan
– Antik Çağlara Dayanır: – Bu teknik, muhtemelen Antik Çağlardan kalma sürtünmeyle ateş yakma yöntemlerinin bir adaptasyonudur. Diğer sürtünme teknikleri (örneğin, el matkabı veya yay matkabı) kadar yaygın olmasa da, bambunun benzersiz yapısı bu yöntemi bölgeye özgü kılmıştır.
– Avantajları: – Bambunun iç kısmındaki lifli ve gözenekli yapı, sürtünme sırasında hızla toz biriktirir ve ısınır. Bu toz, diğer ahşap türlerine göre daha çabuk kor haline gelir.
– Ayrıca bambu, tropikal iklimde hızla kuruyabilen bir malzeme olduğu için yağmurlu bölgelerde bile kullanışlıdır.
3. Kültürel ve Ritüelistik Bağlam
– Geleneksel Törenler: – Bazı topluluklarda bu teknik, ateşin “ruhunu uyandırmak” için ritüelistik bir anlam taşır. Örneğin, Filipinler’deki Ifugao halkı, pirinç teraslarının bereketini artırmak için bambu ateş testeresiyle törensel ateşler yakardı.
– Hayatta Kalma Becerisi: – Orman kabileleri, avcılık veya geçici kamplar için bu yöntemi acil durumlarda kullanırdı. Bambunun her yerde bulunabilmesi, onu vazgeçilmez kılmıştır.
4. Diğer Tekniklerle Karşılaştırma
– El Matkabı (Hand Drill): – Avustralya Aborjinleri ve Afrika kabileleri tarafından kullanılır. Bambu yönteminden daha fazla efor gerektirir.
– Yay Matkabı (Bow Drill): – Daha verimli olmasına rağmen, bambu testere yöntemi malzeme hazırlama kolaylığı açısından öne çıkar.
– Bambunun Farkı: – Diğer yöntemlerde genellikle iki farklı ahşap türü (sert ve yumuşak) kullanılırken, bambuda aynı malzeme hem “taban” hem de “testere” olarak işlev görür.
5. Modern Zamanlarda Kullanımı
– Geleneksel Topluluklar: – Filipinler’in Cordillera Dağları veya Borneo’nun derin ormanları gibi bölgelerde hala uygulanır.
– Survival (Hayatta Kalma) Eğitimleri: – Bambu ateş testeresi, doğa sporcuları ve hayatta kalma eğitmenleri tarafından alternatif bir teknik olarak öğretilir.
– Belgeseller ve Kültürel Miras: – BBC’nin “Human Planet” gibi belgesellerde bu yöntemin köy yaşamındaki yeri vurgulanmıştır.
Sonuç
Bambu ateş testeresi yöntemi, Güneydoğu Asya’nın ekolojik ve kültürel dokusuna sıkı sıkıya bağlı bir tekniktir. Hem pratik bir hayatta kalma aracı hem de kültürel kimliğin bir parçası olarak nesilden nesile aktarılmıştır. Bugün bile doğayla uyumlu yaşamın sembollerinden biri olarak varlığını sürdürür. 🌱🔥
Aşama Aşama Bambu ile Ateş Yakma Tekniği
Malzemeler:
Olgun ve kuru bambu (dış katmanı sert, iç kısmı gözenekli olan)
Bıçak veya kesici alet (bambuyu şekillendirmek için)
Kuru tutuşturucu/Kav (bambu talaşı, kuru yaprak, ot vb.)
Adımlar:
Bambu Hazırlığı: Elimizdeki bambu yeterince uzun ise iki parçaya bölüp aynı bambuyu kullanabiliriz. Kullanacağımız bambuyu ortadan dikey şekilde bölüp aşağıdaki işlemleri sırasıyla uyguluyoruz. Kavı başka yerden temin etmeyeceksek bıçağımız yardımıyla bambu üzerinden kav üretebiliriz.
Bambu Tabanı:
20~30 cm uzunluğunda kalın bir bambu parçası seçin.
Oluğun altına, kavı yerleştirmek için küçük bir delik açın. Ve deliği dışa doğru genişletin
Deliğin ucu karşıdan çıkınca ortasına “V” şeklinde bir çentik açın. Bu çentiğin ucu testere kısmına oturacak kadar olursa yeterlidir (fazla büyük yapmayın)
Testere Parçası:
Bambunun dış katmanından 30-50 cm uzunluğunda düz bir şerit kesin.
Kenarlarını bıçakla düzleştirerek (keskinleştirerek) testere/bıçak benzeri bir forma getirin.
Kav Yerleştirme:
Taban bambunun deliğine kuru kavı (bambu talaşı, kuru ot) sıkıştırın. Ve sabitleyin
Tabanın altındaki delikte küçük bir kor oluşmuş olacaktır.
Ateşi Alevlendirme:
Kor, kavın üzerine düşürülür ve hafifçe üflenerek alev alması sağlanır.
Alevlenen kav, hazırlanan ateş çukuruna eklenir ve odunlarla beslenir.
Bambunun tamamen kuru olması kritiktir. Yaş bambu ısı üretmez.
Sürtünme sırasında toz birikimi kontrol edilmeli; yeterli miktarda olmalı.
Testere hareketi başlangıçta yavaş, ardından hızlanmalıdır.
Püf Noktaları:
Bu yöntem sabır ve pratik gerektirir. Doğru teknikle, bambunun doğal yapısı sayesinde etkili bir şekilde ateş yakılabilir. 🔥🎋
VİDEOLAR
Bu yazı için üç tane videom mevcut ilki bundan tam 4 yıl önceye ait. Aslında en düzgün anlatımım da sanırım o videoya ait. İlgili video hemen aşağıda…
06.03.2021 tarihli ilk videom
İkinci videom sevdiğim dostlarla kampta gecenin bir yarısı hazırlandı. 25 Aralık 2022
25 Aralık 2022 Bambu Ateş Testeresi Yöntemini Uyguluyorum
Ve son videom bu sefer çok hasta olmam ve evden dışarı çıkmaya üşenmem sebebiyle ev balkonundan yapıldı :)) (ama önemli olan bilgi değil midir?) (09.03.2025)