Bitkilerden Ateşe: Isırgan Otu ile Ateş Başlatma

Doğada yürürken çoğumuzun yolunu değiştirmesine sebep olan, değdiği yeri yakan o bitkiyi bilirsiniz: Isırgan Otu. Peki, size bu bitkinin sadece İp yapım ve gıda/çay malzemesi olmadığını, doğru işlendiğinde doğadaki en iyi ateş başlatıcılardan birine dönüştüğünü söylesem?

Genellikle ip yapımıyla bilinen ısırgan otu, doğru teknikle işlendiğinde çelik çakmak  kıvılcımını yakalayabilir. İşte bu dönüşümün arkasındaki bilim ve benim uyguladığım yöntem:

​İşin Bilimi: Selüloz ve Lignin Savaşı

​Isırgan otu sapları, doğadaki en güçlü bast liflerinden bazılarına sahiptir. Ancak bu lifleri ateşe dönüştürmek için bitkinin kimyasını anlamamız gerekir:

  1. Selüloz (Yakıtımız): Liflerin ana maddesidir. Çok kolay tutuşur ve hızla yanar. Bizim ulaşmak istediğimiz hazine budur.
  2. Lignin (Engelimiz): Lignin, selüloz liflerini bir arada tutan, bitkiye sertliğini veren doğal bir “çimento”dur. Lignin zor tutuşur. Eğer lifler sert ve odunsu kalırsa, kıvılcım bu lignin duvarına çarpıp sönecektir.

Başarılı bir ateş için amacımız; mekanik işlemlerle bu lignin yapısını kırıp, yanıcı selülozu açığa çıkarmaktır.

Adım Adım Uygulama

1. Hasat ve Ayrıştırma

Uzun, olgunlaşmış ısırganları koruyucu bir ekipmanla köke yakın kısımdan keserek topluyoruz. Dikkatlice yaprakları saptan ayıklıyoruz. Ardından sapları hafifçe ezerek dıştaki lifli kısmı, içteki odunsu (yüksek ligninli) gövdeden ayırıyoruz.

2. Kurutma

Lifleri havadar bir yerde 1-2 gün iyice kurumaya bırakıyoruz. Nem, ateşin düşmanıdır; hücrelerdeki suyu tamamen buharlaştırmamız şart.

3. Kritik Aşama: Lignini Kırmak (Yumuşatma)

İşin sırrı burada. Kurumuş lifleri avucumuzda dakikalarca, iyice pamuklaşana kadar ovalıyoruz.

  • Ne yapıyoruz? Lifleri birbirine yapıştıran lignin bağlarını mekanik olarak kırıyoruz.
  • Sonuç: Sert lifler, yüzey alanı genişlemiş, hava dolu, yumuşacık bir “selüloz yumağına” dönüşüyor. Artık kıvılcım sert bir yüzeye değil, binlerce ince selüloz iplikçiğine temas edecek.

Ateş Anı

​Hazırladığım bu yumuşak yumağı çakmak taşımın üzerine koyuyorum. Karbon çeliği taşa vurduğumda çıkan o soluk kıvılcım bile, ligninden arındırılıp yüzeye çıkmış selüloz lifleri tarafından anında yakalanıyor. Üfledikçe büyüyen o kor, el emeğiyle ateş yakmanın verdiği o eşsiz hazzı yaşatıyor.

Bir dahaki sefere ısırgan otuna bakarken acıyı değil, içindeki ateşi görün! Esen kalın!

Toplanan Isırgan Otları
Gövdeden Liflerin Ayrılması

VİDEOLAR

Kav Mantarı İşleme Rehberi Potasyum Nitrat vs Geleneksel Küllü Su

YASAL UYARI VE SORUMLULUK REDDİ BEYANI


1. BİLGİLENDİRME AMACI VE NİTELİĞİ
İşbu blog yazısında (“Kav Mantarı İşleme Rehberi Potasyum Nitrat vs Geleneksel Küllü Su”) yer alan tüm bilgiler, teknik anlatımlar, kimyasal oranlar ve uygulama yöntemleri münhasıran genel kültür, hobi ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. İşbu İçerik, profesyonel bir kimya, hayatta kalma veya iş güvenliği eğitimi niteliğinde olmayıp, uzman tavsiyesi yerine geçmez. Yazar, sağlanan bilgilerin eksiksizliği, güncelliği veya kesin doğruluğu konusunda herhangi bir taahhütte bulunmamaktadır.


2. RİSK KABULÜ VE MÜNHASIR SORUMLULUK
İçerikte detaylandırılan yöntemlerin uygulanması, okuyucunun/kullanıcının kendi hür iradesine ve inisiyatifine bırakılmıştır. Potasyum Nitrat (KNO3) ve Potasyum Karbonat (Kül Suyu) gibi kimyasal maddelerin temini, hazırlanması, ısıtılması ve uygulanması süreçleri; yangın, patlama, kimyasal yanık, zehirlenme ve mülkiyet hasarı dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere ciddi riskler barındırmaktadır. Kullanıcı, bu yöntemleri uygulayarak, söz konusu faaliyetlerden doğabilecek tüm maddi, manevi ve bedeni zararların riskini peşinen kabul etmiş sayılır.


3. GÜVENLİK VE TEDBİR YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Bahsi geçen kimyasal işlemlerin gerçekleştirilmesi sırasında gerekli Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) (koruyucu/yanmaz eldiven, koruyucu gözlük, maske vb.) kullanımı ve çalışma ortamının güvenliğinin sağlanması (havalandırma, yanıcı maddelerden arındırma vb.) tamamen kullanıcının yasal yükümlülüğündedir.


4. SORUMLULUKTAN BAĞIŞIKLIK
Yazar ve yayıncı, İçerik’te yer alan bilgilerin yanlış anlaşılması, hatalı uygulanması, dikkatsizlik veya öngörülemeyen kazalar neticesinde üçüncü şahısların veya uygulayıcının uğrayabileceği doğrudan veya dolaylı hiçbir zarar, ziyan veya kayıptan ötürü hukuki veya cezai olarak sorumlu tutulamaz. İşbu metni okuyan her kullanıcı, bu şartları gayrikabili rücu kabul etmiş sayılır.

TEHLİKE VE GÜVENLİK İKAZI


Aşağıda açıklanan prosedürler, Potasyum Nitrat (Oksitleyici) ve Kostik (Aşındırıcı) maddelerin kullanımını içermektedir.

  • Bu maddeler cilt ve göz ile temasında kalıcı hasarlara; hatalı kullanımda ise kontrolsüz yanma reaksiyonlarına sebebiyet verebilir.
  • İşlemleri asla kapalı, havalandırması olmayan alanlarda gerçekleştirmeyiniz.
  • Çözelti hazırlarken metal (özellikle alüminyum) kaplar kullanmayınız; tepkime riski mevcuttur.
  • Nihai ürün “kendiliğinden yanabilen” sınıfa girmese de, yüksek yanıcılık özelliğine sahiptir. Isı kaynaklarından uzak, nemsiz ortamda muhafaza ediniz.
  • Çocukların ve evcil hayvanların erişemeyeceği yerlerde uygulayınız.

Kav Mantarı İşleme Rehberi Potasyum Nitrat vs Geleneksel Küllü Su

Ötzi’yi, yani o meşhur Buz Adam’ı bilirsiniz. Alplerde bulunduğunda, binlerce yıldır buzun altında sakladığı bel çantasından modern insanın hayatını kurtaran o şey çıktı:

Kav Mantarı (Fomes fomentarius). Çakmak yok, benzin yok; sadece doğru işlenmiş bir mantar ve bir çakmak taşı.


Ormanda yürürken yaşlı bir kayın, ıhlamur, çınar veya meşe vb. ağaçların gövdesinde at nalına benzeyen o gri mantarı gördüğünüzde, aslında doğanın size sunduğu en eski teknolojilerden birine bakıyorsunuz. Ancak bir sorun var:

Mantarı o haliyle koparıp üzerine kıvılcım çakarsanız, pek bir şey olmaz.


Onu “doğal bir baruta” çevirmek için biraz kimyaya, biraz da kol kuvvetine ihtiyacımız var. Bu yazıda, hem geleneksel Küllü Su yöntemini hem de bazı insanların favorisi Potasyum Nitrat yöntemini (üstelik o meşhur ‘yanlış bilinen’ oranları düzelterek) anlatacağım.

Ancak bu başlıkta benim favorim olan kimyasal yöntem üzerinde  daha çok duracağım. Çünkü internette geleneksel yöntem epeyce anlatılmış durumda 🙂


1. Anatomi Dersi: Neyin Peşindeyiz?


Mantarı elinize aldığınızda sert bir odun parçası gibi gelir. Bizim işimiz bütün mantarla değil. Mantarı ortadan ikiye kestiğinizde üç katman görürsünüz:


Dış Kabuk: En üstteki gri, sert tabaka. Tıraşlayıp atın.


Borucuklar: Alt kısımdaki süngerimsi görünen yer. Ateş tutmaz, kesin atın.


Trama: Kullanılacak kısım burası. Kabuk ile borucuklar arasında sıkışmış, süet deriye benzeyen o kahverengi, yumuşak katman. Bize lazım olan sadece bu bölüm.


Bu katmanı bıçağınızla 3 ila 5 milimetre kalınlığında dilimler halinde ve ne kadar uzun parçalar halinde ayırabilirseniz ayırın. Ne kadar geniş yüzey elde ederseniz, işiniz o kadar kolay olur.

2. Kimyasal Hazırlık: Lifleri Ateşe Hazırlamak


Dilimlediğimiz mantarları, en ufak bir kıvılcımı bile yakalayacak hale getirmek için iki yolumuz var. Biri “dede yadigarı”, diğeri “bilimsel yöntem”.


Yöntem A: Geleneksel “Küllü Su” (Doğal ve Sabırlı)


Doğada, elinizde modern kimyasallar yoksa atalarımız ne yapıyorsa onu yaparsınız.

Sert odun küllerini (meşe harikadır) suyla karıştırıp süzdüğünüzde elde ettiğiniz o kaygan su, güçlü bir Potasyum Karbonat kaynağıdır.


İşlem: Mantar dilimlerini bu suda ortalama 30 dk – 1 saat kadar kaynatın.


Sonuç: Bu yöntem mantar liflerini kimyasal olarak parçalar. Kuruyup dövüldüğünde inanılmaz yumuşak, kadife gibi bir doku elde edersiniz.

Sadece ateş yakmak için değil, şapka yapımı veya kanama durdurucu (hemostatik) olarak da bu yöntem kullanılır.


Yöntem B: Potasyum Nitrat (KNO3) (Hızlı ve Keskin)


Eğer amacınız, rüzgarlı bir havada, donmuş parmaklarla çakmak taşını bir kere vurduğunuzda o ateşin yanmasıysa; modern yöntem budur. Ancak internette dolaşan “Bolca koyun, iyi yanar” efsanesine inanmayın.


Altın Oran:  %2 – %3 ancak peki ya neden?

Çoğu kaynak %10 ve üzeri oranlar verir. Bu büyük bir hatadır. Çok fazla nitrat, mantarı “gevrek” yapar. Döverken kırılır, toz olur. Daha da kötüsü, bir fitil gibi yanıp saniyeler içinde tükenir.


Bize lazım olan, mantarın için için, uzun süre kor halinde yanmasıdır.


İdeal Tarif:

  • 20g – 30g Potasyum Nitratınızı (Tepeleme 1 yemek kaşığı civarı) cam kavanoza ekleyin.
  • Dilimlediğiniz mantarları da kavanoza ekleyin.
  • 1 litre su kaynatın (sıcak olsun yeter), ardından cam kavanoza dökün.
  • Mantarlar sünger gibi oldukları için yüzeceklerdir, üzerine bir ağırlık koyup suyun içinde tutun.
  • 24 ila 48 saat bu banyoda bekletin.


 
3. Kritik Hata: İşlem Sırası


Geldik işin püf noktasına. Çoğu kişi “Önce mantarı döveyim, pamuk gibi olsun, sonra ilaca yatırırım daha iyi emer” diye düşünür. Sakın bunu yapmayın.


Mantar lifleri ıslandığında yapışır. Eğer önce döver sonra ıslatırsanız, kuruduğunda elinizde sert bir mukavva/tahta parçası kalır.


Doğru sıra şudur: Dilimle — Kimyasal Banyo — Kurutma — Dövme.


Mantarı sudan çıkardığınızda sıkmayın, bırakın suyu süzülsün ve kendi halinde kurusun. Kuruduğunda sertleşecek, endişe etmeyin. Son dokunuşu bir sonraki adımda yapacağız.


4. Dövme (Mekanik İşleme)


Elinizde kimyasal emmiş, kurumuş ve sertleşmiş mantar dilimleri var. Şimdi onları “Kav” yapma zamanı.


Düz, pürüzsüz bir zemin bulun. Tahta veya plastik bir tokmakla (metal lifleri kesebilir, tahta daha iyidir) mantar dilimini dövmeye başlayın. Merkezden dışa doğru…


Vurdukça o sert yapının çözüldüğünü, rengin açıldığını ve dokunun kadifemsi bir süet deriye dönüştüğünü göreceksiniz. Elinizle nazikçe çekiştirip lifleri esnetin.

İşte şimdi, o yüzeydeki mikroskobik tüycükler, üzerine düşecek ilk kıvılcımı bekleyen kav haline geldi.


Bu mantardan bir parça koparın, magnezyum çubuğunuzu veya çakmak taşınızı çakın. O minik kor parçasının mantarın üzerinde nasıl yayıldığını, üfledikçe nasıl güçlendiğini izlemek, insanın en keyifli anlarından biridir.

Esen Kalın!

Karşılaştırma: Potasyum Nitrat mı, Küllü Su mu?


Kav mantarını işlerken kullanılan bu iki yöntem, dışarıdan bakıldığında benzer görünse de kimyasal çalışma prensipleri ve elde edilen sonuçlar açısından “gece ile gündüz” kadar farklıdır. İşte farkları:


1. Potasyum Nitrat (KNO3):


Bu yöntem, mantarın fiziksel yapısından ziyade yanıcılığını değiştirmeye odaklanır.


Nasıl Çalışır? Potasyum nitrat güçlü bir oksitleyicidir (oksijen kaynağıdır). Mantar bu çözeltiyi emdiğinde, liflerin içine mikroskobik oksijen depoları yerleştirmiş olursunuz.


Sonuç: Kıvılcım düştüğü anda, mantar havadaki oksijeni beklemeden kendi içindeki oksijeni kullanarak patlayıcı bir hızla tepkimeye girer.


Avantajı: En zorlu hava koşullarında, nemli ortamda veya çok zayıf bir kıvılcımla bile garantili ateş yakar.


Dezavantajı: Mantarı biraz sertleştirir (gevrek yapar). Sadece ateş yakmak için uygundur, başka amaçla (giysi, şapka vb.) kullanılamaz.


2. Küllü Su (Geleneksel Yöntem): “Doğal Yumuşatıcı”


Bu yöntem, mantarın kimyasal yanıcılığından ziyade fiziksel dokusunu değiştirmeye odaklanır.


Nasıl Çalışır? Odun külündeki Potasyum Karbonat (alkali), kaynama sırasında mantarın sert yapısını oluşturan lignin ve selüloz bağlarını kimyasal olarak çözer/gevşetir.


Sonuç: Mantar lifleri birbirinden ayrılarak pamuk veya kadife gibi yumuşacık bir hale gelir. Yanıcılığı, liflerin çok incelmesi ve yüzey alanının artmasıyla sağlanır.


Avantajı: %100 doğaldır. Elde edilen ürün o kadar yumuşaktır ki yapısı deriyi andırır ve şapka yapımında veya (steril edilirse) kan durdurucu olarak kullanılabilir.


Dezavantajı: Hazırlaması zahmetlidir (kül eleme, su hazırlama, kaynatma). Potasyum nitrat kadar “agresif” ve hızlı bir tutuşma sağlamaz.

GÖRSELLER

Dış Kabuk Tıraşlama İşlemi Görüntüsü
Borucuklar İle Trama Bölümü Görüntüsü ( Bıçakla Trama Bölümü Gösteriliyor)
Dış Kabuk Ve Trama Bölümünün Görüntüsü
Dilimlenmiş Kav Mantarları
Ağaç Üzerinde Görünen İki Adet Kav Mantarı
Ağaçtan Koparılmış Kav Mantarı
İçi Gösterilmek İçin Ortadan İkiye Kesilmiş Kav Mantarı
Kav Mantarı Anatomisi
Trama Bölümünün Dilimlenmesi Aşaması
Dilimlenmiş Trama Bölümleri Ve Dış Kabuk Görseli
İşlenmiş Kav Mantarlarının Saklanması ( Muhakkak Hava Almayan Bir Ortamda Muhafaza Edilmelidir )

VİDEOLU ANLATIM

Videolu Anlatım

Ateş 101: Çelik – Çakmaktaşı Yöntemi


Çelik – Çakmaktaşı tekniği, insanlık tarihinde ateşe hükmetme yolculuğunun en önemli adımlarından biridir. Bu yöntem, binlerce yıl boyunca ateş yakmanın en güvenilir ve yaygın yolu olmuş, 19. yüzyılda kibritin icadına kadar popülerliğini korumuştur.

1. Kökeni (Tarihçesi)

  • Çelik-çakmaktaşı tekniğinin kökeni, adından da anlaşılacağı gibi Demir Çağı’na (yaklaşık M.Ö. 1200’lerden itibaren) dayanır. İnsanların demiri işleyip yüksek karbonlu çelik üretmeyi öğrenmesiyle birlikte bu teknik ortaya çıkmıştır.
  • Önceki Yöntem: Bu teknikten önce, en yaygın vurmalı yöntem pirit (bir demir sülfür minerali) ve çakmaktaşı kullanmaktı. Ancak çelik kullanımı, çok daha sıcak, daha parlak ve daha uzun ömürlü kıvılcımlar ürettiği için devrim niteliğinde bir gelişmeydi. Bu da ateşi daha hızlı ve daha güvenilir bir şekilde yakmayı sağladı.
  • Yaygınlaşması: Roma İmparatorluğu döneminde standart bir ekipman haline geldi ve Vikinglerden Orta Çağ şövalyelerine, Osmanlı askerlerinden Amerika’nın ilk yerleşimcilerine kadar çok geniş bir coğrafyada ve zaman diliminde kullanıldı.

2. Ardında Yatan Bilim

  • Olay basit bir sürtünme gibi görünse de arkasında temel fizik ve kimya prensipleri yatar.
  • Sertlik Farkı: İşin sırrı malzemelerin sertlik farkındadır. Çakmaktaşı (bir kuvars türü), Mohs sertlik skalasında yaklaşık 7 sertliğe sahiptir. Yüksek karbonlu çelik ise genellikle 5.5 – 6.5 arasındadır. Bu, çakmaktaşının keskin bir kenarının çelikten daha sert olduğu anlamına gelir.
  • Kıvılcım Nedir?: Vuruş anında, çakmaktaşının keskin kenarı, çelik yüzeyden mikroskobik boyutta bir metal parçacığı “kazır” veya “talaş kaldırır”. Bu eylem sırasında ortaya çıkan yoğun sürtünme, bu minik çelik parçasını anında akkor haline getirir, yani yaklaşık 800-900°C sıcaklığa kadar ısıtır.
  • Oksidasyon (Yanma): Asıl parlaklığı veren şey bu adımdır. Havayla temas eden bu aşırı ısınmış, minik çelik parçacığı, oksijenle çok hızlı bir şekilde reaksiyona girer. Bu, piroforik oksidasyon olarak bilinen bir yanma reaksiyonudur. Kısacası, gördüğünüz o parlak kıvılcım, aslında yanan bir demir parçacığıdır.
  • Kav’ın Rolü: Çıkan kıvılcım çok sıcak olsa da enerjisi düşüktür ve kısa sürelidir. Bu nedenle doğrudan bir odunu veya yaprağı tutuşturamaz. Burada devreye kav girer. Kav, çok düşük sıcaklıklarda bile köz tutabilen, özel olarak hazırlanmış bir malzemedir. Kıvılcım kavın üzerine düştüğünde, onu yakıp bir aleve dönüştürmez; bunun yerine yavaş yavaş yanan bir kor oluşturur.

3. Püf Noktaları ve Uygulama

Gerekli Malzemeler:

  • Çelik (Çakmak): Genellikle “C” veya “U” şeklinde, yüksek karbonlu çelikten yapılmış bir parçadır. Eğri yüzeyi, vuruş açısını kolaylaştırırken, parmaklarınızı korur. İyi bir çelik, bol ve parlak kıvılcımlar saçar.
  • Çakmaktaşı (Flint): Sert, camsı bir kayaçtır. En önemli özelliği, kırıldığında jilet gibi keskin kenarlar oluşturmasıdır. Bu keskin kenar, çeliği kazımak için kritiktir. Kenar körelirse, taşı kırarak yeni bir keskin kenar elde etmek gerekir.
  • Kav: En kritik malzemedir. En iyi kav, “kumaş kömürü” (char cloth) olarak bilinen, havasız ortamda yakılarak kömürleştirilmiş pamuklu kumaştır. Diğer iyi kavlar arasında kav mantarı, bazı bitkilerin havları (örneğin ısırgan otu) bulunur.

Adım Adım Uygulama:

  • Hazırlık: Bir “kuş yuvası” hazırlayın. Bu, kuru ot, ağaç kabuğu lifleri veya ince dallardan oluşan, avucunuza sığacak bir tutuşturucu yumağıdır.
  • Kavı Yerleştirme: Çakmaktaşını, keskin kenarı yukarı bakacak şekilde dominant olmayan elinizle tutun. Bir parça kav bezini (veya kullanacağınız kavı) tam olarak bu keskin kenarın üzerine, başparmağınızla sabitleyerek yerleştirin.
  • Vuruş Tekniği: Çeliği diğer elinize alın. Amaç, çakmaktaşına sertçe vurmak değil, çeliği yaklaşık 30-45 derecelik bir açıyla, hızlı ve kararlı bir hareketle çakmaktaşının keskin kenarına sıyırarak vurmaktır. Hareket bilekten gelmelidir. Çelik, taşa çarptıktan sonra aşağı ve ileri doğru gitmelidir.
  • Kıvılcımı Yakalama: Doğru yapıldığında, çelikten kopan kıvılcımlar yukarı ve ileri doğru, doğrudan kav bezinin üzerine fırlar. Bir veya birkaç denemeden sonra kıvılcımlardan biri kav bezine düşerek onu köz haline getirecektir. Kav bezi alev almaz, sadece sigara gibi kırmızı bir nokta halinde sessizce yanar.
  • Koru Aleve Dönüştürme: Közü yakaladığınız anda, kav bezini dikkatlice alın ve önceden hazırladığınız “kuş yuvası”nın ortasına yerleştirin. Yuvayı ellerinizle nazikçe kapatın ve yavaşça üflemeye başlayın. Oksijen akışı közü büyütecek ve bir süre sonra kuş yuvası aniden alev alacaktır.


Diğer Vurmalı İlkel Ateş Teknikleri


Çelik-çakmaktaşı tekniği en gelişmişi olsa da ondan önce kullanılan başka bir vurmalı teknik daha vardır:
Pirit/Markazit ve Çakmaktaşı Tekniği


Bu, insanlık tarihinin bilinen en eski vurmalı ateş yakma yöntemlerinden biridir ve kökeni Paleolitik Çağ’a kadar uzanır. Ünlü buzul adamı Ötzi’nin yanında bu yönteme uygun malzemeler bulunmuştur.

Malzemeler:

Pirit veya Markazit: Bunlar demir sülfür  mineralleridir. Pirit daha kararlı ve yaygındır. “Ahmak altını” olarak da bilinir.

Çakmaktaşı (veya başka bir sert kayaç): Yine sert ve keskin kenarlı bir taşa ihtiyaç vardır.

Kav: Bu yöntemde çıkan kıvılcımlar, çelikten çıkanlara göre daha soğuk ve daha az enerjiktir. Bu nedenle, kav mantarı (amadou) gibi son derece kolay tutuşabilen bir kav kullanmak neredeyse zorunludur.

Ardındaki Bilim: Mekanizma çelikten farklıdır. Çakmaktaşı pirite sürtüldüğünde veya vurulduğunda, pirit toz haline gelir. Bu ince pirit tozu, sürtünme ısısı ve havadaki oksijenle hızla reaksiyona girerek yanar ve bir kıvılcım oluşturur. Bu reaksiyon sırasında belirgin bir kükürt kokusu ortaya çıkar.

Uygulama ve Zorluklar:

Teknik, çelik-çakmaktaşına benzer şekilde, pirit parçasına çakmaktaşıyla vurarak kıvılcımları kavın üzerine düşürmeyi hedefler.

Çok daha fazla pratik ve sabır gerektirir. Kıvılcımlar daha sönüktür ve köz elde etmek daha zordur.

Pirit nemli havada zamanla bozularak sülfürik asit üretebilir, bu da malzemenin etkinliğini azaltır.
Bu iki yöntem, ateşi “taşınabilir” hale getiren ve sürtünme (yay tekniği, el matkabı vb.) gibi daha meşakkatli yöntemlere göre daha hızlı sonuç veren vurmalı tekniklerin en bilinen örnekleridir.

Notlar: Bu yazı başka kombinasyonlar gösterilmek istendiğinde zamanla güncellenebilir veya yeni bir başlık altında yayınlanabilir. Lütfen takipte ve esen kalın!

Görseller  Ve Videolu Anlatımlar